Arnavutluk Halk Kahramanı İskender Bey - Gjergj Kastrioti

Arnavutluk Halk Kahramanı İskender Bey - Gjergj Kastrioti

Gjergj Kastrioti  aynı zamanda Skenderbeu olarak da bilinen ve diğer adıyla İskender Bey,  1405 yılında Arnavutluk’un Sine köyünde dokuz kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gelmiştir.  Babası Con Kastrioti, Arnavutluk topraklarında derebeyiydi.  1421 yılında ordusuyla birlikte Osmanlı devletine karşı savaşa giren Con Kastrioti, Osmanlı devletine yenilmesi üzerine oğlu Gjergj Kastrioti devşirme olarak Osmanlı Devletine verilmiştir. Bu dönemde Osmanlı tahtında 2. Murat oturmaktaydı.

İskender Bey Osmanlı sarayına girdiğinde henüz 18 yaşında bir delikanlıydı. Burada eğitim aldığı esnada Müslüman oldu ve Gjergj Kastrioti olan adını İskender olarak değiştirdi. Osmanlı sarayında yaklaşık 10 yıl eğitim görerek savaş sanatını iyi şekilde öğrendi ve sipahi olarak orduda savaşlara katılmaya başladı.

İskender Bey girdiği savaşlarda etkin bir şekilde mücadele etmekte ve Osmanlı devletine tam bir bağlılık göstermekteydi. Öyle ki, bu esnada Arnavutluk’ta meydana gelen hatta babası Con Kastrioti’nin başını çektiği ayaklanmalarda bile Osmanlı devletine karşı tam bir sadakat gösterdi. Hem savaşlardaki başarısı hem de bağlılığı nedeniyle 1437 yılında Subaşı rütbesine getirildi. 

1443 yılına gelindiğinde Haçlılar, Osmanlı kontrolündeki Niş Kalesini kuşattı. Bu saldırı üzerine 2. Murat hemen 3 farklı ordunun Niş’e ilerlemesi konusunda emir verdi. Bu ordulardan biri de savaş başarısından dolayı öne çıkmış olan İskender Bey kontrolündeki Arnavutluk birlikleriydi.

Haçlılarla karşılaşılan bu 3 Osmanlı ordusu yenilgiye uğradı. Osmanlı’nın yenildiğini gören İskender Bey ordusunu toplayarak buradan Osmanlı toprağı olan Kruja’ya  (Akçahisar) doğru ilerledi. Padişah fermanıymış gibi gösterdiği düzmece bir mektup ile kaleye girmeyi başardı ve kaledekileri etkisiz hale getirerek buraya el koydu. 

İskender Bey’in isyanı ve kaleyi ele geçirmesi üzerine Arnavutluk’taki pek çok bölge de Osmanlı hâkimiyetinden çıkarak kendisine sadakat bildirdi. İskender Bey, İslamiyet’i reddettiğini ve ailesinin intikamını almak için Osmanlıya başkaldırdığını ilan etti ve kaledeki Osmanlı bayraklarını kaldırarak yerine bugünkü Arnavutluk bayrağı olan kırmızı zemin üzerine çift başlı kartal bayrağını çekti. 2 Mart 1444 yılında Leş Birliği’ni kurdu ve böylelikle yerel Arnavut ve Sırp beyleriyle beraber Osmanlı Devletine karşı güçlü bir ittifak hayata geçirdi.

1444 yazında 30.000 kişilik kuvvetiyle Ali Paşa, Sultan Murad tarafından Arnavut isyanını bastırmak üzere görevlendirildi. Torvioll Ovası denilen bölgede Osmanlı kuvvetlerini karşılayan İskender Bey 15.000 kişilik askeri güce sahipti. İskender Bey’in sadece piyadelerden oluşan kuvvetlerini gören Ali Paşa, hızlı bir galibiyet için süvariler ile saldırdı, Osmanlı süvarileri İskender Bey’in piyadeleri tarafından geri püskürtüldü. Burada Enderun’da yetişmesinden dolayı Osmanlı kuvvetlerinin uyguladığı askeri taktikleri de bilen İskender Bey, geri çekilen süvarileri kovalamayarak, Osmanlı kuvvetlerinin uygulayabileceği hilal taktiğini ve muhtemel bir yenilgiyi engelledi. 

Süvari atağından sonra topyekûn saldırıya geçen Ali Paşa’nın kuvvetleri ile İskender Bey’in piyadeleri savaşmaya başladı. Ali Paşa’nın taktiği tutmamıştı ve üstelik İskender Bey’in henüz B planı vardı. Kısa süre sonra meydanın sağ ve sol tepelerinde gizlenmiş olan Arnavut birlikleri savaş alanına doğru hücum etti. Meydan savaşı başladıktan sonra devreye giren bu süvariler, Osmanlı kuvvetlerinin önce sağ kanadını daha sonra sol kanadını yararak Ali Paşa’nın kuvvetlerini mağlup etti. Savaş sonunda 20 binden fazla Osmanlı askeri hayatını kaybederken, İskender Bey çok kesin bir galibiyet kazanmıştı.


Mokra Muharebesi (1445)

Durumun ciddiyetini fark eden 2. Murat bir yıl sonra yani 10 Ekim 1445 tarihinde Firuz Paşa komutasında tekrar ordu gönderdi. 9000 kişilik bu ordu Mokra Dağı eteklerinde dar bir patika üzerinde ilerlerken İskender Bey’in birlikleri tarafından fark edildi. 

Hemen ordusunu hazırlayan İskender Bey sadece 3500 kişi ile Osmanlı ordusuna saldırmak için bölgeye ilerledi. Doğup büyüdüğü toprakları avucunun içi gibi bilen İskender bey Osmanlı ordusunu bir müddet izledikten sonra yanlardan hücum etti ve ikinci büyük galibiyetini kazandı. Bu savaşta pek çok asker ile birlikte Firuz Paşa’da hayatını kaybetti.

Avrupalı Devletler Varna savaşının yenilgisi üzerine, İskender Bey’in aldığı bu galibiyete çok sevinmiş ve Papa İskender Bey’i öven bir mektup yayınlamıştı.

1446 yılında Padişah 2. Murat bu bölgeye yeni bir ordu gönderdi fakat İskender bey bu orduyu da mağlup etmeyi başardı. Bunun üzerine padişah bir müddet yeni bir ordu göndermemeye karar vererek paşalarına İskender Bey tarafından gelecek bir saldırıya karşı sınırları koruma emri verdi ve savunmaya geçti.

Bu arada İskender Bey, Dagnum şehrini almak için Arnavutluk’un kıyı şeridi boyunca yer alan Venedik yerleşimlerine saldırdı. Venedikliler bu saldırıları önlemeye çalışsa da başarılı olamadı, İşkodra’da yapılan savaşta yenildiler ve bunun üzerine Osmanlı Devletinden yardım istediler.

Üç hafta sonra Mustafa Paşa komutasında gelen Osmanlı ordusunu da Oranik Muharebesi (1448) ile tekrar yenen İskender Bey, hâkimiyetini sağlamlaştırdı.

Bu gelişmeler üzerine aynı yıl, Padişah 2. Murat bir türlü yenemediği İskender Bey’i mağlup edebilmek için 100.000 kişilik bir ordu toplayıp ordu 2. Mehmet ile birlikte Edirne’den hareket etti.

Önce Kocacık kalesini, ardından Berat şehrini ele geçiren Osmanlı ordusu oradan da Akçahisar kalesini kuşattı. İskender Bey adamlarıyla kaleden çıkarak önce Osmanlıya iaşe yardımında bulunan Venediklilere saldırdı daha sonra da Osmanlı’nın levazım birliklerine saldırarak Osmanlı’yı erzakız bıraktı. Aynı zamanda kaledekilerin de başarılı savunması sonucu Osmanlı ordusu hem büyük kayıplar verdi hem de aç kaldı.

Kaleyi düşüremeyeceğini anlayan ve biraz da rahatsızlanan 2. Murat Ekim ayında kuşatmayı kaldırma kararı aldı. Edirne’ye dönen padişah birkaç ay sonra daha da hastalanarak vefat etti ve bunun üzerine tahta oğlu 2. Murat geçti.


İskender Bey ve Fatih Sultan Mehmet Mücadelesi

İskender Bey ardı ardına gelen Osmanlı ordularını püskürtse de ekonomik olarak çok yıpranmıştı. Devamındaki yıllarda hem padişah değişikliği olması hem de Osmanlı’nın yeni Padişahı Fatih Sultan Mehmet’in Roma’yı fethetmekle meşgul olması nedeniyle Arnavutluk sakinliğini korudur.

Nihayet Roma fethedildikten sonra Arnavutluk Papa’dan ve diğer bazı Avrupa ülkelerinden de yardım alarak ordusunu güçlendirdi ve Osmanlı hâkimiyetinde bulunan Berat iline tekrar saldırarak burayı fethetti.

1456 yılında Fatih Sultan Mehmet Belgrad’ı kuşattı fakat buradaki muharebeler başarılı olamayınca kuşatmayı kaldırmak zorunda kaldı. Bu esnada İskender Bey’in yakın akrabası olan ve onun savaş taktiklerini çok iyi bilen yeğeni ve en önemli komutanlarından biri olan Hamza Kastrioti Osmanlı’ya katıldı.

Mayıs 1457 yılına gelindiğinde 80.000 kişilik Osmanlı ordusu İshak Paşa komutasında ve Hamza Kastrioti ile birlikte Arnavutluk’a doğru hareket etti. 10.000 kişilik orduya sahip olan İskender Bey bu nedenle tek başına savaşmaktan kaçınmıştı. Üstelik İshak Paşa çok deneyimli bir komutandı. İskender Bey’in babası Con Kastrioti’nin isyanını bastırmış ve Berat şehrinin ele geçirilmesini sağlamıştı. Üstelik Hamza Kastrioti de birkaç başarılı Arnavut komutanını daha yanında getirmişti.

İshak Bey ve Hamza Kastrioti Arnavut topraklarını ve taktiklerini çok iyi biliyordu. İskender Bey genelde düşmanı cezbedecek bir yem atar ve düşmanı pusuya düşürerek alt ederdi. Fakat bu sefer başka bir yol izleyecekti.
İskender Bey Ordusunu birkaç gruba böldü ve doğrudan saldırmak yerine dağlara yerleştirdi. Kendisinden emir gelmedikçe hiçbir şekilde muharebeye girilmeyecekti. Dar vadilerde ilerleyen Osmanlı ordusunu uzunca bir müddet takip etti. İshak Bey onu her yerde arıyor ama bulamıyordu.

Sonunda günlerce yürümekten yorulmuş olan Osmanlı ordusu bir ovaya kamp kurdu. Asker bir türlü muharebeye giremediği için tedbiri elden bırakmaya başlamıştı. Böyle bir gecede çevredeki üç dağdan ayrı kollardan hücum eden Arnavut birlikleri, Osmanlı ordusunu hazırlıksız yakaladı. Düşmanın nerden geldiğini anlayamayan ve pozisyon alamayan ordu karışıklık nedeniyle çok fazla zayiat verdi ve savaşı kaybetti. Yeğeni Hamza Kastrioti’yi de ele geçiren İskender Bey bir kez daha kazanmıştı. (Albulena Muharebesi - 2 Eylül 1457) Bu muharebe İskender Bey’in ve Osmanlı’ya karşı gerçekleştirilen Arnavut direnişinin en büyük başarısı oldu.

İskender Bey, 1462 yılının Temmuz ayında Sinan Bey tarafından komuta edilen başka bir Osmanlı kuvvetini daha yenilgiye uğrattı. Takip eden Ağustos ayında ise İskender Bey, Osmanlı Devleti’nin kontrolünde olan Makedonya Bölgesi’ne girerek üç Osmanlı kuvvetini daha yenilgiye uğrattı. 

Art arda gelen bu yenilgiler başka öncelikleri olan Fatih Sultan Mehmet’i 1463 yılında İskender Bey ile barış antlaşması imzalamaya itmiştir. Antlaşmanın imzalandığı yılın sonraki dönemlerinde Papa İkinci Pius’un Osmanlı Devleti üzerine Haçlı Seferi çağrısında bulunması üzerine İskender Bey antlaşmayı bozarak Osmanlı Devleti kontrolündeki Makedonya bölgesine girdi ve bölgeyi yağmaladı. 

Haçlı seferi çağrısı yapan Papa Pius’un ölümü üzerine, haçlı seferi iptal oldu ve İskender Bey Osmanlı Devletine karşı, Venedik’in sağladığı ufak desteği saymazsak, tek başına kaldı. Yine de, Eylül 1463’te Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetinde bulunan ve 15.000 kişilik bir kuvvet tarafından korunan Ohrid Kalesine 10.000 kişilik kuvvetiyle saldırdı. 

Geleneksel bir kuşatma için yeteri kadar kuvveti olmayan İskender Bey, askeri zekâsını burada da kullanarak Ohrid kalesine bir saldırı gerçekleştirdi. 500 kişilik bir kuvvetle kaleye yaklaştı ve kale içerisinde bulunan Osmanlı kuvvetlerini dışarıya çekmeyi zorladı. Ormanlık alanda pusuya çekilen Osmanlı kuvveti, İskender Bey’in kuvvetleri tarafından kıyımdan geçirildi. 

Pusuda yaklaşık 10.000 Osmanlı askeri hayatını kaybederken, pusudan kaçmayı başaran kuvvetler Ohrid kalesine çekilerek kaleyi İskender Bey’e karşı savunmayı başardı. İskender Bey’i desteklemek için bölgeye herhangi bir Haçlı Ordusunun gelmediğini fark eden II. Mehmet, Balaban Paşa komutasındaki 45.000 kişilik başka bir orduyu 1465 yılında İskender Bey üzerine yollasa da, İskender Bey sadece 4500 kişilik bir kuvvetle üzerine yollanan bu orduyu da mağlup etti. 

Bu yenilginin ardından Fatih Sultan Mehmet 1466 yılının Mayıs ayında İskender Bey’in üzerine bizzat kendisi 50.000 kişilik bir orduyla harekete geçti. Bu sırada İskender Bey’in ise 20.000’den az adamı bulunmaktaydı. Yardım talebinde bulunmasına rağmen ne Napoli’den ne de Venedik’ten destek alamadı. Fatih Sultan Mehmet, İskender Bey’in yönetim şehri olan Kruja’ya (Akçahisar) kadar gelerek şehri kuşattı. Kaleyi yoğun top ateşinde tutsa da belli bir süre sonra kuşatmayı kaldırarak geri çekildi. 

Geri çekilme sırasında Leş Birliği’nin doğu bölümünü Osmanlı hâkimiyetine aldı ve bölgede çeşitli kaleler kurarak İskender Bey’in hareket alanını kısıtladı. 

Kruja (Akçahisar)  1467 yılında tekrar kuşatılsa da sonuç değişmedi. 1468 yılınım başında ise İskender Bey sıtma hastalığından yaşamını kaybetti. Kendisinin ölümünden sonra yerine oğlu geçti ve Arnavutluk’un Osmanlı Devleti’ne karşı savunması bir kaç yıl daha devam etti. Fakat bu savunmalar yeterince başarılı olamadı ve sonunda Fatih Sultan Mehmet tarafından Arnavutluk tamamen fethedildi.

Kruja (Akçahisar) şehrinin Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı Devleti’nin yönetimine geçmesiyle 30 yıllık Arnavut direnişi nihayet son buldu. İskender Bey'in direnişi, tarihsel olarak önemli bir direniş olarak kabul edilir ve onun adı Arnavut milliyetçiliği ve bağımsızlık mücadelelerinde önemli bir simgedir.


Bu içeriği paylaşmak ister misin?




Henüz yorum yapılmamıştır.



Bültenimize Katılmak İster misin?

Benzer Konular

Marie Curie Kimdir? - Kısaca Hayatı

Marie Curie Kimdir? - Kısaca Hayatı

Marie Curie, bilim dünyasında efsaneleşmiş bir isimdir. Kadınların bilimdeki yerini belirleyen, cesaretlendiren ve bilimin sınırlarını zorlayan bir figür olarak tarihe geçmiştir. Radyo... Devamını Oku

Dünya Tarihindeki En Önemli Savaşlar

Dünya Tarihindeki En Önemli Savaşlar

Savaşlar, insanlık tarihini derinden etkileyen ve şekillendiren olaylardır. İnsanların toprak, güç, inanç veya kaynaklar için mücadele ettiği bu çatışmalar, sadece bölgesel değil, ... Devamını Oku

Türk Tarihindeki En Önemli Savaşlar

Türk Tarihindeki En Önemli Savaşlar

Türk tarihi, binlerce yıllık köklü geçmişe sahiptir ve bu süreç içerisinde pek çok defa hayati öneme sahip savaşlar meydana gelmiştir. Türk tarihindeki bu savaşlar, sadece askeri za... Devamını Oku

Lale Devri, Lale Devrinde Yapılan Yenilikler

Lale Devri, Lale Devrinde Yapılan Yenilikler

Lale devri padişahı III. Ahmet, Lale devri sadrazamı ise Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’dır. Bu dönem, Pasarofça Antlaşması'nın imzalanmasıyla başlamış ve Patrona Halil İsyanı il... Devamını Oku

Maltepe (Palekanon) Savaşı, Nedenleri, Sonuçları ve Önemi

Maltepe (Palekanon) Savaşı, Nedenleri, Sonuçları ve Önemi

Orhan Bey, Bursa’yı fethettikten sonra bölgedeki gücünü iyiden iyiye artırması Bizans İmparatorluğu’nu ve bölgedeki tekfurları rahatsız ediyordu. Fakat Osmanlı devletinin bu başar... Devamını Oku